Türkiye insan ve veri odaklı dönüşümde küresel ortalamayı geçti

Aon tarafından yapılan 2026 İnsan Kaynakları Trendleri Araştırması, Türkiye’deki iş dünyasının küresel pazara kıyasla veri ve insan odaklı dönüşüm süreçlerinde daha hızlı hareket ettiğini gösteriyor. Kasım 2025 ile Ocak 2026 döneminde 62 ülkeden 2 binden fazla üst düzey yöneticinin katılımıyla tamamlanan çalışma, yerel şirketlerin performansına dair çarpıcı veriler sundu.
Türkiye’den 62 katılımcının yer aldığı araştırmaya göre, ülkemizde kurumların insan kaynakları veri olgunluğunu ileri seviyede görenlerin oranı yüzde 50 seviyesinde. Çalışan değer önerisini güçlü bulanların oranı ise yüzde 33 ile yüzde 19 olan küresel ortalamanın oldukça üzerinde seyrediyor.
Teknolojik gelişmeler iş yapış biçimlerini değiştirirken, başarı kriterleri de farklılaşıyor. Yapay zeka çağında avantaj elde etmenin yolu, algoritmaların gücünden ziyade bu teknolojiyi yöneten insan kaynağının niteliğine bağlı görünüyor. Araştırma verileri, Türk şirketlerinin teknoloji yatırımlarının yanında insan ve veri odaklı dönüşüme odaklanarak sürdürülebilir büyüme sağlayabileceğine işaret ediyor.
Türkiye’de şirketlerin yüzde 33’ü yapay zeka yetkinliklerine sahip çalışanları işe alma ve elde tutma konusunda başarılı. Katılımcıların yüzde 93’ü yapay zekanın yeni fırsatlar yaratacağını ve yeni beceriler gerektirdiğini düşünüyor. Buna karşın yüzde 86’lık bir kesim otomasyonun bazı görevleri dönüştüreceğini ancak mevcut rollerin büyük ölçüde varlığını koruyacağını belirtiyor. Yapay zekanın kendi alanlarında önemli ölçüde iş kaybına neden olabileceğini düşünenlerin oranı ise yüzde 34 civarında kalıyor.
Hibrit çalışma modelinde Türkiye öne çıkıyor
Esnek çalışma modellerine uyum süreci ülkeler arasında oldukça farklı. Araştırma, hibrit çalışma modelinde yüzde 60 olan küresel ortalamayı 7 puan aşarak yüzde 67 ile belirgin bir şekilde öne çıkan Türkiye’nin esnek çalışma kültürüne daha hızlı uyum sağladığını ortaya koyuyor. Buna karşılık, tamamen uzaktan ve esnek çalışma modelleri Türkiye’de yüzde 4 seviyesinde kalırken, küresel ortalamada bu oran yüzde 6 olarak ölçülüyor. Ofisten çalışma oranları ise Türkiye’de yüzde 26, küresel ölçekte yüzde 27 ile neredeyse birebir örtüşüyor.
Aon Türkiye Sağlık ve Yan Haklar Genel Müdür Yardımcısı Sinem Yalçın, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, Türkiye’de şirketlerin yapay zeka yatırımlarını hızlandırdığını ancak sürdürülebilir başarı için teknolojiyi insanla buluşturmak gerektiğini ifade etti. Yalçın, geleceğin kazanan şirketlerinin yalnızca yapay zekaya yatırım yapanlar değil; çalışanlarını yeni becerilerle donatan, sürekli öğrenme kültürünü güçlendiren ve veri odaklı insan yönetimini benimseyen kurumlar olacağını belirtiyor.
Çalışan beklentileri ile sunulan haklar arasındaki farklar
Şirketlerin çalışanlarına sunduğu imkanlar ile iş gücünün gerçek talepleri her zaman örtüşmüyor. Türkiye’de çalışanların yüzde 72’si kişiselleştirilebilir yan hakları çok önemli bulduğunu belirtirken, bu imkanı sunan işverenlerin oranı yalnızca yüzde 26’da kalıyor. Benzer şekilde, çalışanların yüzde 85’i kurumlarının esenlik stratejilerinin ihtiyaçlarını karşıladığını düşünse de liderlik ekibinin bu süreci güçlü biçimde sahiplendiğine inananların oranı yüzde 20 seviyesinde.
İş dünyasının önündeki tek gündem maddesi teknoloji değil. Türkiye’de katılımcıların yüzde 39’u iklim değişikliği ve hava koşullarının çalışan sağlığı üzerindeki etkilerine yönelik herhangi bir yatırım yapılmadığını belirtiyor. Çalışanların en fazla destek beklediği konular arasında çocuk bakımı, kadın sağlığı, aile kurma süreçleri ile finansal eğitim ve danışmanlık hizmetleri var. Önümüzdeki üç yıl içinde organizasyonel başarı açısından en kritik yetkinlikler ise adaptasyon, değişim yönetimi, liderlik ve teknoloji adaptasyonu olarak sıralanıyor.








